Grace, gecenin geç karanlığında, gangsterlerden kaçarken kendini bir anda Dogville kasabasında bulur. Dogville, Amerika Birleşik Devletleri’nin Rocky Dağları’nda bir kasabadır. Bu gizemli kaçış sonrasında kasabada Thomas Edison Jr. ile karşılaşır. Thomas, kasabada ahlakı güçlendirme toplantıları düzenleyen, kasabanın ahlaki ve düşünsel süreçlerini belirleyen bir lider, düzenleyici figürü olarak Grace’e kasabaya sığınmasını teklif eder. Tom, Grace’e burada kalabileceğini, kasabadaki herkesin iyi ve dürüst insanlar olduğunu söyler. Ertesi gün Tom toplantıda Dogville halkına Grace’in kasabada kalması için konuşma yapar, ilk başlarda Grace’in gansterlerden kaçtığı için tedirgin olan kasaba halkı, Tom’un Grace için 2 haftada maskesinin elbet düşeceğini söylerek ona 2 hafta vermelerini teklif eder ve Dogville bu teklifi kabul eder. Toplantı sonrasında Tom’un Grace’e “Dogville sana 2 hafta tanımayı kabul etti, şimdi sen de onlara bir şey teklif et.” diyerek Grace’in kabulünü Grace’de iyilik olarak kodlayıp, bilinçdışında “ahlaki olan budur” normunu oluşturur. Tom’un burada yaptığı Karşılıklılık Normu (Reciprocity Norm)’nu bir araca dönüştürmektir. Grace buradan sonra bu dışsal zorunluluğu içselleştirmeye başlar. Sömürünün ilk adımı olarak başlayan bu durum zamanla kendini Foot-in-the-Door (Kapıya ayak koyma) eşliğinde kademeli bir kötülüğe dönüştürecektir… Robert Caldini- İknanın Psikolojisi: Bir kişinin kişisel imajını istediğiniz noktaya getirdikten sonra, o kişi bu yeni kişisel imajla tutarlı bütün taleplere doğal olarak itaat edecektir (Caldini, 2007, s.108).
Ertesi gün herkes tarafından kabul görmek isteyen Grace, herkese teker teker “Sizler için neler yapabilirim?” diye sormaya başlar. Dükkanında kendisine yardım etmesini kabul eden Ginger’dan sonra, ilk başlarda Grace’in teklifini nazikçe reddeden, yardıma ihtiyacı olmadığını söyleyen Dogville halkı zamanla küçük taleplerle geri dönmeye başlar. Evi bile olmayan Ben’in garajını düzenler, yalnız yaşayan McKay ile sohbet eder, Martha’nın nota sayfalarını çevirir… Böylece Grace her gün 1 saatini Dogville’deki bir evin işlerine yardım ederek geçirecektir.
Bu süreçte zamanla kabul gören ve fazlasıyla sevilen Grace, gangsterlerin pes etmeden polis aracılığıyla gelmesinden ve Grace için ödül konulmasından dolayı Dogville’i tedirgin etmeye başlar. Bu tedirginlik, Sosyal Değişim Kuramı (Social Exchange Theory)’ nın ödül-maliyet hesabına dayalı pragmatik bir sürece taşır. Bu yaklaşıma göre bireyler, ilişkilerini elde ettikleri fayda ve üstlendikleri risk dengesine göre sürdürürler; Dogville halkı için de “iyilik”, maliyet düşük olduğu sürece sürdürülebilir bir yatırımdır. Başlangıçta Grace’in sunduğu küçük yardımlar, onu saklamanın düşük maliyetiyle dengelenirken; polis ilanları, yakalanma riski ve korkuyla birlikte “maliyet” yükselmiş, ilişkinin kârlılık dengesi bozulmuştur. Bu noktada Tom, Grace’e Dogville’de kalmanın kasaba için artık daha maliyetli hale geldiğini söyler. Süreçteki bu dengesizlik nedeniyle, artan riski dengelemek için Grace’den artık her eve günde iki kez gitmesi istenir ve ücreti kesilir. Artık tehdit unsuru olarak algılamaya başladığı için Dogville “seni saklıyoruz” kartını kendine tanınan bir hak olarak kullanmaya başlar. Zamanla tutumları kademeli olarak değişir ve artık İç grup-Dış Grup (In-group Out-group) ayrımının nesnesi haline gelir.
Polisin kasabaya bir kez daha gelmesiyle birlikte Grace’in varlığı artık tamamen kasabanın güvenliğini tehdit eden bir unsur haline gelir. Chuck, “seni saklıyoruz ve bunun bir bedeli var” şantajını kullanarak Grace’e cinsel saldırıda bulunur. Chuck bu saldırıyı, kasabanın Grace’e sağladığı güvenliğin karşılığında tahsil edilenbir bedel olarak rasyonelleştirir. Chuck’ın bu cinsel saldırıyı karısına “Grace bana kuyruk sallıyordu.” şeklinde anlatması Adil Dünya İnancı (Just World Belief) ile doğrudan ilişkilidir. Bu durum, mağdurun suçlanması yoluyla dünyayı hala adil bir yer olarak görme çabasıdır. Chuck böyle bir şey olmamasına rağmen karısının böyle görmesi için bu şekilde anlatır. Karısı yani Vera bu durumu sorgulamak yerine, Martha ve Liz ile birlikte Grace’in yanına giderek bu yaşananların günahını ondan çıkarır. Vera’nın, saldırganın Chuck olduğunu öğrenmesine rağmen, kendi içsel huzursuzluğunu ve suçluluk duygusunu bastırmak için Grace’e her zamankinden daha kötü davranarak, üzerindeki baskıyı daha da artırması bu düşünceyi destekler.
Tom’un bu saldırıya tanık olmasına rağmen müdahale etmemesi, Seyirci Etkisi (Bystander Effect)’nin tipik bir öğreniğidir. “Ahlaki lider ve düzenleyici figürü” olan Tom, sorumluluk üstlenmek yerine sessiz kalmayı tercih eder. Böylece şiddetin sürdürülmesine dolaylı olarak katkıda bulunmaya devam eder. Tom’un ilerleyen süreçte suç ortaklığını Grace’in bu kasabadan kaçması planını yaparak örtmeye çalışsa da amacı kendi suçluluk duygusunu ve vicdanını aklama çabasıdır.
Grace’in kaçma girişimini Ben ile planlaması kısa süreli bir umut yanılsaması yaratır. Ancak Ben de Chuck gibi yolda Grace’e onu saklamanın ve kaçırmanın bir bedeli olduğu baskısıyla şantaj yapar ve cinsel saldırıda bulunur. Grace’i kasabaya geri getirip, “Gece toplantı yaptık, senin orada kaçabileceğini söylediler. Ben de kamyonumun arkasına saklandığını fark edince seni Dogville’e geri getirmekten başka şansım kalmadı.” diyerek kendini temize çıkarır. Burada Ben’in, sözde dürüstlüğüne ve kasabaya olan bağlılığına sığındığını görüyoruz, zira ona göre Dogville, her koşulda “ahlaklı” kalmayı başaran insanların yeridir.
Kaçma girişimiyle ona duyulan güven tamamen ortadan kalkar, kasaba tarafından ihanete eşdeğer bir davranış olarak yorumlanır. Bu noktadan sonra Grace kontrol edilmesi ve cezalandırılması gereken biri haline gelir. Grace zincire vurulur ve bu durum Dogville tarafından “Bunu yapmak zorunda kaldığımız için hiç mutlu değiliz, ama kasabamızı korumak için başka seçeneğimiz yok.” diyerek rasyonelleştirilir.
Burada Stanley Milgram’ın İtaat (Obedience to Authority) kavramı ile karşılaşırız. Milgram’ın deneyindeki insanlar da karşıdakine acı verirken vicdan azabı çekiyorlardı ama “deneyin devam etmesi gerek” denildiğinde düğmeye basmaya devam ediyorlardı. Dogville halkı da aynısını yapar: “Biz aslında iyi insanlarız ama kasabanın iyiliği bunu gerektiriyor.” diyerek sorumluluğu kendi üzerlerinden atarlar. Boynuna zinciri takarken hissettikleri suçluluk duygusunu, kendilerine ve Grace’e “mecburuz” diyerek ussallaştırırlar. Grace artık; kasabanın bütün bastırılmış öfkesinin, cinsel arzularının, yetersizlik duygularının ve bu ahlaki çürümenin Grace’in bedeni üzerinden boşaltıldığı bir Günah Keçisi (scapegoat) haline gelir. Bütün erkeklerin Grace’e cinsel saldırıda bulunması; anlatıcının “Yataktaki tacizler saklanmıyordu artık, buna gerçek cinsel ilişki denemezdi ki. Köylüler ineklerine tecavüz edince yaşanan türden bir inançtı bu.” tanımıyla Grace’in artık İnsandışılaştırılma (dehumanisation)’nın nesnesi haline geldiğini görürüz.
Bütün bunlardan suçluluk duyan Tom, Grace için toplantı yapmayı ve bu toplantıda onun konuşarak her şeyi anlatmasını önerir. Toplantıda Grace her şeyi anlattıktan sonra, Grace’i yalancılıkla suçlarlar. Onun anlattıkları bu kasaba sakinleri hakkında düşündükleriyle uyuşmaz çünkü onlar iyi, dürüst ve ahlaklı insanlardır. Sigmund Freud- Kitle Psikolojisi: Kitle, etkilenmelere alabildiğine açık ve safdildir; eleştirilere yer vermez davranışında, olanaksız diye bir şey tanımaz. Çağrışım yoluyla birbirini sürükleyip getiren ve yalıtık bireylerin özgür düşlemlerinde (fantazya) rastlanıp ussal hiçbir mekanizma tarafından gerçeğe uygunluğu denetlenmeyen imgelerle (imaj) düşünür. Duygulan her vakit pek yalın ve coşkulu özellik gösterir. Yani kitle için ne kuşku, ne kesinsizlik diye bir şey vardır (Freud, 2006, s.17). Bu çatışma sonrasında Tom artık taraf seçmek zorundadır, görünürde kasabayla arasında mesafe koyarak yaşananların ağır bir hayal kırıklığı olduğunu söyler ve toplantıyı terk eder. Grace’in yanına giderek onu seçtiğini söyler. Ancak sevgi ve fedakârlık söylemi üzerinden Grace’i cinsel ilişkiye zorlar. Grace’in bunu reddetmesiyle Grace artık Tom için kendi ideallerini, yazarlık hayallerini tehdit eden bir yük haline gelir. Bunun üzerine toplantıya geri dönerek Grace’in kasabada kalmasının yarattığı tehlikeden bahsederek, onu gangsterlere teslim edilmesi gerektiğini söyler. En sonunda “Dogville’in beklediği ziyaret gerçekleşir”.
Gelen gansterler aslında Grace’in babasıdır ve babası Grace ile yüzleşmek ister. Asıl kibirli olanın kendisi olduğunu, hiç kimsenin onun yüksek ahlaki değerlerine erişemeyeceğinden emin olduğu için herkesi bağışladığını söyler. Bu noktada da Lacan’ın Jouissance kavramına değinmek istiyorum. Grace aslında sonsuz bir koşulsuz kabul sağlayarak, her zaman affederek, sadece kurban olarak “saf kurban olmanın zevki”ni yaşar. Grace’in bu hazzı öylesine güçlüdür ki her zaman bu insanlar için bile dışsal yüklemeler (external attributions) yapar. Bu durum babasının da “Katil, çocukken ihmal edilmişse bu gerçek bir cinayet sayılmaz, değil mi? Sadece koşulları suçluyorsun, sence tecavüzcülerle katiller kurban olabilir.” gözlemiyle örtüşmektedir. Grace’in babası aslında “Sen kendi günahların için ne ceza çekiyorsan onlar da aynı cezayı çekmeli. Bunu onlara borçlusun.” sözüyle merhametin ancak bir ölçütü olduğunda anlam kazandığını vurgular. Grace’in buna karşılık “onlar insan” cevabı sanki bu insanların kendi ahlaki seviyesine erişemeyecek kadar aciz olduklarını, dolayısıyla yaptıklarından sorumlu tutulamayacaklarını ima ederek söyler. Burada da Grace, babasının “Kimsenin, hiç kimsenin senin yüksek ahlaki değerlerine erişemeyeceğinden o kadar eminsin ki, herkesi bağışlıyorsun.” sözünü bir kez daha haklı çıkartır.
Bu yüzleşmenin ardından babası Grace’e düşünmesi için zaman verir. Grace arabadan iner ve düşünmeye başlar. “Grace durdu. O anda bulutlar dağıldı ve ay ışığı kapladı etrafı. Eskiden merhametli ve zayıf olan ışık, kasabayı gizlemeyi reddediyordu artık. Sanki bir azizenin merhamet dağıtan ışığı gibiydi. Sonunda karanlık yine kasabanın üstüne çöreklendi. Artık asma bahçelerindeki üzüm tanecikleri görünmüyordu. Şu an görünen tek şey koyu gölgelerdi. Işık bulutları delip evlerin üstünde tekrar dolaşmaya, binalardaki her kusuru ve çatlağı göstermeye başlamıştı. İnsanlarınkini de. Birdenbire tüm soruların cevabını buldu. Onlar gibi davranmış olsaydı, kendi yaptıklarını asla savunmazdı ve onları yeteri kadar ağır bir cezaya çarptıramazdı. Nihayet üzüntüsü ve acısı doğru yere yönelmişti. Hayır, yeterince iyi davranmamışlardı. Birinin olayları düzeltecek gücü varsa bunu kullanmalıydı. Diğer kasabalar adına, insanlık adına, hiç değilse bir insan olan Grace adına.”
Grace tam da bu noktada geri dönülmez bir kırılma yaşar. Savunma mekanizmaları kırılır, bilişsel çelişkileri çözülür, idealleri çöker ve “saf kurban olmanın zevki”: “Çocuklu aileler var. Önce çocukları halledin, anneleri seyretsin. Tek tek öldürün, gözyaşlarını tutmayı başarırsa duracağınızı söyleyin. Bunu ona borçluyum.” isteğiyle “yıkım jouissance’ı”na dönüşür.
Musa
En büyük derslerden birinin de Musa olduğunu düşünüyorum. Eğer Musa’nın orada bir anlamı varsa filmin Musa’nın havlaması ile başlayıp havlaması ile bitmesidir belki de. Grace iki konumda da farklı insandır. Film boyunca İsa figürü gibi “Tanrım, onları affet; çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar” düsturuyla hareket eder. Bu sınırsız koşulsuz kabul ve her şeyi mazur gören “insanüstü” tavrı, aslında bir insanın sahip olamayacağı kadar tanrısal, dolayısıyla insani gerçeklikle bağdaşmayan bir kibir illüzyonudur. Musa’nın son havlaması belki de aslında insan olana, insani olmayan amaçlar yüklemenin yanlış olduğunu anlatmaya çalışmaktadır. Ya da böylesine koşulsuz kabulünü sağlayabileceğin varlık insan olmamalıydı hatırlatmasıdır.
KAYNAKÇA
Aronson, E., Wilson, T. D., & Akert, R. M. (2012). Sosyal psikoloji (O. Gündüz, Çev.). İstanbul: Kaknüs Yayınları.
Aytekin, H., & Ateş, E. (2023). Kişilerarası iletişim ve sosyal alışveriş kuramı. International Journal of Social and Humanities Sciences Research, 10(99), 2274–2279. doi:10.5281/zenodo.8396654
Cialdini, R. B. (2008). İknanın psikolojisi: Teori ve pratik bir arada. İstanbul: Kapital Medya Hizmetleri A.Ş.
Freud, S. (2006). Kitle psikolojisi (K. Şipal, Çev.). İstanbul: Cem Yayınevi.
Kağıtçıbaşı, Ç. (t.y.). Yeni insan ve insanlar: Sosyal psikolojiye giriş. İstanbul: Evrim Yayınevi.