Uyandık. Tüm çizgilerin çoktan çizilmiş olduğu bir resimde var olma savaşı veren bizler; istemediğimiz bir bedene, bir tarih zincirinin içine, anlam ve karmaşa sistemine
🖋 Lyotard’ in söylemiyle üst değerlerin( Örneğin ahlak sistemleri) yıkılması anlamına gelen Postmodern durum, genellikle Alman İdealizminde Friedrich Wilhelm Nietzsche ile; Fransız Felsefesinde ise Henri Bergson ile özdeşleştirildiğini görürüz. 🖋 Ancak söyleyebiliriz ki, bireyin merkeze
Friedrich Nietzsche’nin felsefi mirası içinde, belki de en sarsıcı, en ağır ve en yanlış anlaşılan düşünce “bengi dönüş”tür. Nietzsche’nin kendisinin “en derin düşüncem” olarak
Yirminci yüzyıl felsefesinin en etkili ve aynı zamanda en esrarengiz figürlerinden biri olan Ludwig Wittgenstein, düşünce dünyasında iki büyük ve belirgin dönemle anılır. Genellikle
19. yüzyıl Alman felsefesi, Hegel’in devasa sisteminin gölgesinde şekillenirken, bu gölgeden sıyrılarak felsefe tarihine adını provokatif ve yıkıcı bir dille yazdıran bir düşünür ortaya
Her gün kendimiz ve çevremizdeki insanlar hakkında düşünürken kullandığımız temel bir dil vardır. “Ali’nin yağmur yağacağına inandığını“, “Ayşe’nin dondurma istediğini” veya “canımın acıdığını” söyleriz.
“Tarih felsefesi” kavramı, insan düşüncesinin geçmişi anlama, yorumlama ve açıklama çabasının uzun ve karmaşık bir yansımasıdır. Bu kavramın anlamı, antikçağdan yeniçağa dek uzanan felsefi
Çağdaş felsefe dünyası, temel yaklaşımları, yöntemleri ve ilgilendiği sorunlar açısından belirgin farklılıklar gösteren iki ana geleneğe ayrılmıştır: Kıta felsefesi ve analitik felsefe. Bu ayrım