Tartini’nin ‘Şeytanın Trili’ Sonatı Üzerinden Mükemmellik Kavramının Analizi

Giuseppe Tartini (8 Nisan 1692–26 Şubat 1770), Venedik Cumhuriyeti’ndeki Pirana’da (günümüzde Slovenya’nın Piran kenti) doğmuş, Barok döneminin İtalyan besteci ve kemancılarından biridir. 18. yüzyılın önemli keman virtüözlerinden biri olan Tartini’nin müzik kariyerinin 135’ten fazla keman konçertosu ve 100’ün üzerinde keman sonatını içerdiği; toplam eser sayısının ise kesin olarak belirlenememekle birlikte yaklaşık 200–300 arasında olduğu belirtilmektedir (IMSLP, n.d.; Tartini Catalogue Project, n.d.; Wikipedia, n.d.).

Bu çalışmada, bestecinin en bilinen eseri olan Sol minör keman sonatı “Şeytanın Trili”nin hikâyesi anlatılacak, ardından eser mükemmellik kavramı çerçevesinde değerlendirilecektir.

  1. Bestenin hikâyesi ve ortaya çıkışı: Bu eserin ortaya çıkışına ilişkin çeşitli anlatılar ve rivayetler bulunmaktadır. Ancak bu anlatıların ortak noktası, eserin Tartini’nin 1713 yılında gördüğü bir rüyaya dayandığı yönündedir. Bestecinin kendi aktarımlarına göre, bir gece rüyasında kendisini şeytanla bir anlaşma yaparken görmüş; ruhu karşılığında şeytanı hizmetine almıştır. Bu rüya sırasında Tartini, şeytana kemanını uzatmış ve onun çalmasını istemiştir. Şeytanın icra ettiği müzik, Tartini’nin daha önce duyduğu hiçbir şeye benzemeyecek ölçüde etkileyici, karmaşık ve estetik açıdan kusursuzdur. Bu deneyim karşısında büyülenen besteci, kendisini büyük bir heyecan ve hayranlık içinde uyanmış hâlde bulmuştur.

Uyandıktan hemen sonra rüyasında duyduğu melodiyi notalara dökmek için kemanını eline alan Tartini, bu müziği hatırlayıp yeniden bestelemeye çalışmıştır. Ancak tüm çabalarına rağmen rüyasında işittiği müziğin mükemmelliğine ulaşamadığını ifade etmiştir. Buna karşın, zihninde kalan melodik izleri kullanarak “Şeytanın Trili” Sonatı’nı bestelemiş; ortaya çıkan eser hem teknik açıdan son derece zorlayıcı hem de ifade gücü yüksek bir yapı sergilemiştir. Bu durum, sanatçının ulaşmayı hedeflediği mükemmellik anlayışı ile ortaya koyabildiği eser arasındaki farkı açık biçimde ortaya koymaktadır.

Tartini’nin bu rüya anlatısı, Fransız astronom Jérôme Lalande tarafından kaleme alınan Voyage d’un François en Italie (1769) adlı eserde aktarılmış ve böylece müzik tarihine kazandırılmıştır. Söz konusu anlatı, doğrudan birincil metin olmaktan ziyade, Tartini’nin sözlerinin Lalande aracılığıyla dolaylı biçimde aktarılması nedeniyle dikkatle değerlendirilmelidir. Bununla birlikte, bu hikâye bestecinin yaratım sürecine dair önemli ipuçları sunmakta ve eserin etrafında şekillenen birçok tartışmanın temelini oluşturmaktadır.

Eserin ortaya çıkış süreci yalnızca bu rüya anlatısıyla sınırlı değildir. Tartini’nin içe dönük ve temkinli kişiliği nedeniyle, söz konusu deneyimi ve rüyasını uzun süre gizli tuttuğu bilinmektedir. Bu hikâyeyi yaşamının sonlarına doğru Lalande ile paylaşmış; buna rağmen eserinin notaları bestecinin sağlığında yayımlanmamıştır. “Şeytanın Trili” Sonatı, Tartini’nin ölümünden yaklaşık otuz yıl sonra, 1798 yılında yayımlanarak geniş kitlelere ulaşmıştır. Rivayete göre eser, Fransız kemancı Pierre Baillot tarafından 1791 yılında Roma’da keşfedilmiş ve Paris’e taşınmıştır.

Tüm bu veriler ışığında “Şeytanın Trili” Sonatı, yalnızca bir müzik eseri değil, aynı zamanda sanatçının yaratıcı gerilimi ve mükemmellik arayışıyla ilişkili sembolik bir anlatı olarak değerlendirilebilir. Rüyadaki şeytan figürü, birçok yorumda Tartini’nin sanatsal ideallerini, ulaşılması güç estetik ve mükemmellik arzusunu temsil eden bir metafor olarak ele alınmaktadır. Bu bağlamda söz konusu eser, mükemmellik kavramının sanatsal üretim süreci içerisindeki yerini tartışmak için önemli bir örnek sunmaktadır.

2. Bestenin ortaya çıkışına dair anlatı bağlamında mükemmellik nedir? Sanatta mükemmele ulaşmak mümkün müdür ya da mükemmellik ulaşılabilen bir şey midir? Veya “mükemmel”  diye bir şey var mıdır?

Mükemmellik, eksiksiz ve kusursuz olma durumunu ifade eden bir kavramdır (Wikipedia, n.d.). Bu kavram çoğunlukla tanrılara ya da insanüstü varlıklara atfedilir; çünkü insan doğası gereği kusurludur. Ancak insan, var olduğu günden bu yana mükemmel olana arzu duymuş ve ona ulaşmayı hedeflemiştir. Friedrich Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı eserinde “İnsan aşılması gereken bir şeydir.” diyerek bu durumu vurgulamıştır. Ona göre insan eksik bir varlıktır; ancak bu eksiklik bir kusur değil, aşılması gereken bir durumdur (bkz. Üst-insan kavramı)

“Şeytanın Trili” Sonatında Tartini’nin mükemmele ulaşamadığında yaşadığı kriz, bu durumu en açık şekilde ortaya koymaktadır. Jérôme Lalande’nin Voyage d’un François en Italie (1769) adlı eserinde aktarıldığı üzere, Tartini etkileyici ve teknik açıdan son derece zorlu bir eser ortaya koymuştur. Ancak ömrü boyunca yazdığı yüzlerce beste arasında bu eser en sevdiği eser olarak kalsa da, “Duyduklarıma kıyasla o kadar yetersizdi ki başka yollarla geçinebilseydim kemanımı kırar ve müziği sonsuza dek bırakırdım.” diye düşündüğü belirtilir. Bu ifade, mükemmele ulaşma arzusunun insanı nasıl derin bir yetersizlik duygusuna sürükleyebileceğini açıkça göstermektedir.

Bu noktada, mükemmellik kavramının insan üzerinde her zaman olumlu bir etki yaratmadığı görülmektedir. İlk bakışta pozitif bir hedef gibi görünse de -hatta günümüzde sosyal medyada ve kişisel gelişim alanında sıkça bahsedilen “en iyi versiyonunu yaratmak söylemi- , çoğu zaman bireyi yetersizlik hissine sürükleyebilen, hatta baskılayan bir yapıya sahiptir. Oysa mutlak anlamda mükemmel olan bir şeyin varlığı tartışmalıdır. İnsan tarafından üretilen her şey, doğası gereği belirli eksiklikler barındırır. Bu nedenle mükemmellik kavramı tartışmaya açık ve öznel bir nitelik taşır; kesin ve evrensel bir tanımını yapmak oldukça güçtür. Bu paragrafta mükemmellik kavramının insan üzerindeki etkisinden bahsedildiği üzere söz konusu durumu psikolojik olarak da ele alabiliriz. Birçok filme, sanat eserlerine, yazılara vs. konu olan “mükemmel olma, mükemmele ulaşma” arzusu insanı sadece tüketen bir durumdur. Elinden gelenin en iyisini yapabilecek birisi olsa dahi bu arzu yüzünden işini erteleyebilir, sürekli kaygı ve anksiyete yaşayabilir, alanında en iyisi olduğu söylenilse de zihnindeki o “yetersizlik” duygusu kişinin başarısına ket vurabilir. Bu yüzden kişi, kendisini her açıdan kontrol altında tutabilmeli, bu arzuyu da yönetebilmeli ve kendi kendisinin “yol göstericisi” olmalıdır.

Nitekim aynı eser farklı bireyler tarafından farklı şekillerde değerlendirildiğinde, “Şeytanın Trili” Sonatı bazı dinleyiciler tarafından kusursuz olarak görülürken, bazı sanatçılar tarafından beğenilmeyebilir veya abartılmış bulunabilir. Bu durum, mükemmelliğin nesnel bir gerçeklikten ziyade, insan algısına bağlı olarak değişen bir kavram olduğunu göstermektedir. İnsan, var olan her şeyde —hatta Tanrı’da bile— bir kusur bulma eğilimindedir. Evrenin zıtlıklar üzerine kurulu olduğu düşünüldüğünde, her zaman bir karşıt görüşün var olması kaçınılmazdır.

Felsefi açıdan bakıldığında ise, mükemmellik kavramı Plato’nun idealar kuramı ile de ilişkilendirilebilir. Bu yaklaşıma göre mükemmellik, duyular dünyasında değil, yalnızca ideal bir düzlemde var olabilir. Dolayısıyla sanat eserleri, mükemmelin kendisi değil, onun eksik ve sınırlı bir yansımasıdır. Bu durum, Tartini’nin rüyasında duyduğu müzik ile bestelediği eser arasındaki farkı açıklayan önemli bir çerçeve sunmaktadır.

Bu bağlamda Immanuel Kant’ın sanat anlayışı da dikkate değerdir. Kant’a göre sanatın amacı mükemmele ulaşmak değil, ulaşılamayacak olan karşısında kendi sınırlarını zorlamasıdır (Kant, 1790). Bu yaklaşım, mükemmelliğin ulaşılması gereken bir sonuçtan ziyade, sanatçıyı sürekli olarak üretmeye iten bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır.

Keza mükemmeli isteme ve arzulama duygusu insan ilişkilerinde de kendini göstermektedir. Her bireyin zihninde belirli bir ideal arketip bulunur. Bu durum yalnızca romantik ilişkiler için değil; bireyin arkadaşlık, aile ve genel yaşam beklentileri için de geçerlidir. İnsan, çoğu zaman bulunduğu durumdan daha iyisini, daha kusursuz olanı arzulama eğilimindedir. Ancak bu arayış büyük ölçüde ütopik bir nitelik taşımaktadır. Zira bireyin kendisi kusurluyken, mutlak anlamda kusursuz olanı talep etmesi çelişkili bir durum ortaya çıkarır. Öte yandan, bireyin kendi kusurlarını tamamen göz ardı ederek kendisini kusursuz olarak değerlendirmesi de gerçekçi değildir; bu durum, kişinin kendisini idealize etmesi olarak yorumlanabilir.

Bu bağlamda daha dengeli bir yaklaşım, bireyin kendi kapasitesi, değerleri ve ilişkisel yeterlilikleri doğrultusunda beklentiler geliştirmesidir. Kişinin ne ölçüde iyi bir dost, partner ya da birey olduğu, kurduğu ilişkilerin niteliğini de belirlemektedir. Nitekim bireyler çoğu zaman benzer değer ve beklentilere sahip kişilerle daha uyumlu ilişkiler kurma eğilimindedir. Ayrıca kişi, herhangi bir ilişki türünde veya yaşadığı hayat için elinden gelenin en iyisiyle çabalayıp var oluyorsa o denli iyidir. Ama mükemmel değildir. Bu çabalar doğrultusunda yaptığı eylemler ahlaki olarak iyi-kötü tartışmasına da konu olabilir.

Sonuç olarak, mükemmellik kavramı mutlak ve değişmez bir gerçeklikten ziyade, insan zihninin algılarıyla sınırlı, öznel bir yapıya sahiptir. Bu nedenle “mükemmel” diye kesin bir şeyden söz etmek güçtür. Sanatta esas olan, kusursuzluğa ulaşmak değil, insanın kendi imkânları doğrultusunda en iyisini ortaya koyma çabasıdır. Bu bağlamda, sanatta mükemmellik, ulaşılan bir sonuçtan ziyade, insanın kendi sınırlarını zorlayarak en iyisini ortaya koyma çabasında kendini göstermektedir.

KAYNAKÇA

Geekyapar. (n.d.). Bizzat şeytanın müziği: Devil’s Trill Sonata. Erişim adresi: https://geekyapar.com/bizzat-seytanin-muzigi-devils-trill-sonata/

Wikipedia. (n.d.). Giuseppe Tartini. Erişim adresi: https://en.wikipedia.org/wiki/Giuseppe_Tartini

Evrim Ağacı. (n.d.). Tartini’nin rüyası ve şeytanın şaheseri. Erişim adresi: https://evrimagaci.org/blog/tartininin-ruyasi-ve-seytanin-saheseri-19377

MindCulture. (n.d.). Şeytanın melodisi: Giuseppe Tartini ve The Devil’s Trill Sonata’nın efsanesi. Erişim adresi: https://medium.com/@MindCulture_/%C5%9Feytan%C4%B1n-melodisi-guiseppe-tartini-ve-the-devils-trill-sonata-n%C4%B1n-efsanesi-1dada59d080a

Castleton, D. (n.d.). Tartini: Devil’s Trill Sonata dream. Erişim adresi: https://www.davidcastleton.net/tartini-devils-trill-sonata-dream/

Wikipedia. (n.d.). Mükemmellik. Erişim adresi: https://tr.wikipedia.org/wiki/M%C3%BCkemmellik

Kant, I. (2006). Yargı gücünün eleştirisi (A. Yardımlı, Çev.). İstanbul: İdea Yayınları. (Orijinal eser 1790)

YouTube. (n.d.). Devil’s Trill Sonata [Video]. Erişim adresi: https://youtu.be/z7rxl5KsPjs

YouTube. (n.d.). Devil’s Trill Sonata (Shorts) [Video]. Erişim adresi: https://youtube.com/shorts/9kJejmLxRYU

Spotify. (n.d.). Devil’s Trill Sonata playlist. Erişim adresi: https://open.spotify.com/playlist/6aAKJxuoIK7toFTfHgsHhd

Merve Nur Varilci

Merve Nur Varilci

Ben Merve Nur Varilci. İstanbul Aydın Üniversitesi, Radyo, Tv ve Sinema bölümünde 3. sınıf öğrencisiyim. 21 yaşındayım. Kitap okumaktan, yeni yerler keşfetmekten, sosyalleşmekten ve çoğu zaman kendimle vakit geçirmekten keyif alırım. Elbette sadece bunlar değil yeni müzik, dizi, film vs. bana deneyim katan (iyisiyle kötüsüyle) çoğu şeyden keyif alırım.
Son olarak bu sitede yaptığım felsefe okumaları ve izlediğim film incelemeleri üzerine makale, deneme veyahut herhangi bir yazı paylaşmak için buradayım.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Kolektif Bilinç