Philipp Mainländer, Hegel ve Schopenhauer Felsefesinden izler taşıyan ve bu iki Felsefeyi sentezleyen bir Filozoftur. En önemli başyapıtı olan Das Philosophie der Örlosung adlı
Otoritenin tarihi, daima eylemin kontrolünden düşüncenin tahakkümüne doğru evrilen bir sürecin tarihidir. Geleneksel tahakküm mekanizmaları fiziksel itaat üzerine yoğunlaşırken, modern iktidar yapıları asıl tehlikenin
Giriş: Değerlerin Çözülüşü Bir zamanlar mutlak ve tartışılmaz sanılan değerlerin, bugün nasıl da birer perspektif meselesi hâline geldiğini gözlemlemek, modern insanın ruhu için sarsıcı
Giriş: Problematiğin Tanımı ve Çalışmanın Amacı Tanrı kavramı ekseninde insanlığın düşünsel serüveni, inanç ve inançsızlık gibi temel kutuplar etrafında şekillenmiştir. Bu kutuplar genellikle teizm
1. Giriş: Yapay Zekâ ve Felsefenin Kaçınılmaz Kesişimi 1.1. Yapay Zekânın Felsefi Bir Sorun Olarak Tanımı Yapay zekâ (YZ), insanlık tarihi boyunca “zeki varlıklar
Giriş: İnsan Algısının Yapısal Kusurları ve Sosyal İnşa Bu yazı, insan aklının ve toplumun işleyişini derinden etkileyen üç kritik olguyu, Doğrulama Yanlılığı (Confirmation Bias),
Varlık ile bireyin ilişkisi hakkında sistemli bir inceleme Martin Heidegger tarafından başlatılmıştır. Yazımıza Martin Heidegger’ in in Varlığa bakış açısı ile bakmamız yerinde olacaktır:
Giriş İnsanın evreni anlamlandırma çabası, temel olgular üzerinden şekillenir. Bu olgular, kimi zaman ideal olarak konumlandırılır; insan, varoluşunu kavrayabilmek için bu ideali hedef edinir.
“İnsan bu bedenin, bu koca bebeğin esiri olduğuna inanamıyor. Onu beslemek,yatağa yatırmak ve tuvalete götürmek zorundasın. Daha iyisinin icat edilememiş olmasına inanmak istemiyor insan.
Giriş Teistik geleneklerde Tanrı çoğunlukla “en” olan olarak tanımlanır: en kudretli, en bilge ve her şeyin yaratıcısı. Bu tanım, Tanrı’nın yaratılmamış, ezelî ve mutlak