Nesneyi algılayışımız, önce o nesnenin kendinde şeyinden değil, onun dış fenomeninden başlar ve bu durum a posterioridir. O şeyin beyne ulaşımı bir diyalektik süreçten geçer. Buna göre:
- Tez → Nesne
- Antitez → O nesnenin yokluğunun a posteriori bilgisi. (Bu durum nesnenin bilgisine ulaşmamızın a posterioriolmasını değiştirmez. Buradaki amaç, gözlemlenebilir olanın zıddını düşünmek ve Hobbes’un ifadesiyle — Leviathan, 1. Bölüm, Tahayyüle Dair — insan muhayyelesinde duyulara karşı aşınan bir duygu oluşturmaktır.)
- Sentez → Nesnenin kendinde şeyine ulaşmak (bkz. Kant, Transandantal).
Bunun sonucunda özneyi yeni bir soru bekler: Tekil Muhayyelede — buna yalıtılmış zihin ya da qualia da denebilir — nesne nasıl tanımlanacaktır, nitelikleri nasıl belirlenecektir?
Örneğin:
- Bu nesnenin maddî, ereksel, fail, formel nedenlerinin düşünsel karşılığı nasıl olacaktır?
- Bu nesnenin kendinde şeyi iyi–kötü, yararlı–zararlı gibi kognitivist mefhumlara tabi tutulabilir mi?
Aşağıda ilk soruyu ele alalım:
1. Aristotelesçi Dört Nedenin Düşünsel Karşılığı
Fail Neden
O şeyin var olmasına sebep olan özne.
- İnsan, nesnenin yapımında etken olan özne hakkında düşünsel karşılık bulur.
- Emotivizm gereği olaylara nasıl duygusal karşılık veriyorsak nesnelere de veririz.
- Bu durum bireyin özgürlüğünün başkalarıyla ilişkili olduğunu fark ettiği an, Kierkegaard’ın anksiyete tanımındaki gibi bir duygusal tepki doğurur.
- Nesneye verdiğimiz karşılık sonucu yeni argümantasyonlar üretebiliriz. (Örn. teleolojik argümanlar, hassas ayar argümanları).
Maddî Neden
O şeyin oluşumunda kullanılan madde.
- Nesneyi tanımlayışımızın en önemli adımlarından biridir.
- Nedensellik ilişkilerini kurarken fail nedenle birleşir.
Ereksel Neden
O şeyin ulaşacağı nihai merhale.
- Aristoteles ve Stoacılardaki edimsellik burada vücut bulur.
- İnsan emeği ile makinenin üretimi arasındaki fark sosyal teorilere bağlanır:
- Marx: Esere yabancılaşma.
- Kapitalizm: İşçi, maddi kazanç ile yaratıcı gücünü zaten gösterir.
- Kant: Emeğin hakkını vermemek ahlaksızlıktır (Kategorik İmperatif).
- Ayn Rand: Hak, meşru yollarla aranmalıdır; birey başkası için kendini feda etmemelidir (Atlas Silkindi).
- Nietzsche: İşçi, Üstinsan ise ve baskı altındaysa sürüden ayrılmalı, levhaları kırmalıdır.
Formel Neden
O nesneyi “o” yapan öz, varoluş nedeni.
- Kierkegaard: İnsan önce kendini severek içkin olana yönelir.
- Sartre: Varoluş özden önce gelir; özü yaratan öznedir.
- Nesnenin özü, onun ereğini de hazırlar.
- Soyut ile somut iç içe olduğu için nesneye verdiğimiz anlam da rölatiftir.
2. Nesnenin Kendinde Şeyi Kognitivist Yargılara Tabi Tutulabilir mi?
Dilin Sınırları
- Wittgenstein: “Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.”
- Heidegger: Dil, varlığın hakikatini açıklamanın yoludur.
İfade Edilemezlik Durumu
- Varlığın özünü dil ile açıklayamamak onun anlamsızlığı değil, dilin sınırlılığıdır.
- Bu durumda iki yöntem öne çıkar:
- Solipsizm → Benlik dışında bir şeyin yokluğu (Descartes: Kötü Cin Argümanı). Bu, nihilizme sürükleyebilir.
- Simülasyon Teorisi (Baudrillard) → Gerçeğin yerini işaretlerin alması, varlığın öldürülmesi.
Dil ile Açıklanabilirlik Durumu
- Varlığın özünü dil ile açıklamak, onun algılanabilir ve soyut karşılığı olduğunu gösterir.
- Ancak bu bilgi tarihsel olarak iktidar tarafından çarpıtılabilir (Foucault).
- Burada Descartes’ın metodolojik şüpheciliği devreye girer.
3. İktidar, Bilgi ve Diyalektik
- İktidar bireyin öz bilgisine ulaşmasını engelleyebilir.
- Bu, Hegel’in tarihsel diyalektiğinin tezahürüdür:
- Tez → Nesnenin özünün bilgisi.
- Antitez → İktidarın bu bilgiyi bastırması.
- Sentez → Birey ve iktidar arasında aristokrasi.
Bu noktada bireyin iki yolu vardır:
- Marx’ın dediği gibi dünyayı değiştirmek için faal olmak.
- Öz bilgisine ulaşmaktan vazgeçmek.
Bu yol ayrımında:
- Deleuze: Bilgi herkes tarafından paylaşılmalı (demokratikleşme).
- Nietzscheci yaklaşım: Bilgi, seçilmiş bir aristokrasinin elinde kalabilir (Üstinsan/İnsan ayrımı).
Sonuç
- Her iki durumda da özün bilgisi bir kesim tarafından bilinir hale gelir.
- Bu, Ahlaki Realizmin temellerini atar.
- Nesnenin bilgisi artık yalıtılmış olmaktan çıkıp tümel bir bilgi formuna erişir.