Giriş İnsanın evreni anlamlandırma çabası, temel olgular üzerinden şekillenir. Bu olgular, kimi zaman ideal olarak konumlandırılır; insan, varoluşunu kavrayabilmek için bu ideali hedef edinir.
“İnsan bu bedenin, bu koca bebeğin esiri olduğuna inanamıyor. Onu beslemek,yatağa yatırmak ve tuvalete götürmek zorundasın. Daha iyisinin icat edilememiş olmasına inanmak istemiyor insan.
Giriş Teistik geleneklerde Tanrı çoğunlukla “en” olan olarak tanımlanır: en kudretli, en bilge ve her şeyin yaratıcısı. Bu tanım, Tanrı’nın yaratılmamış, ezelî ve mutlak
İnsan, evren ölçeğinde düşünüldüğünde son derece sınırlı bir anlam ve kavrayış yetisine sahip bir canlıdır. Evrenin bütününü, varlığı, zihni ya da yaşamın özünü sistematik
Hareketli Resimler Bir anlatıya genelde en temelden başlamayı tercih ederim, bu sebeple sanat olarak adlandırdığımız olgu ile başlayacağım. Sanat, hem sanatçı hem alımlayıcı için
Nesneyi algılayışımız, önce o nesnenin kendinde şeyinden değil, onun dış fenomeninden başlar ve bu durum a posterioridir. O şeyin beyne ulaşımı bir diyalektik süreçten geçer.
Yeryüzünün apaçık gerçekliğiyle yüzleşmenin yakıcı sorumluluğundan kendi kabuğuna çekilerek kaçan benlik, burada yeni kurgular yaratır ve böylece içinde bir ideal ya da ilah formunda
Medeniyetin bugününe dair çıkarımımızda farkedilmesi zor derin bir çarpıklık var. Kendi ürettiği tekniğe ve araçlara indirgenerek özünü yitirmiş bu medeniyetin en ufak çatırdamayla dağılacak
Bazı şeyler sadece bir başlığı hak eder, oysaki içeriğin hiçbir türlü bir başlığa toplanamayacağı anlar vardır. Platon’da da ara sıra görüldüğü gibi belki de