İnsan ve Toplumun Felsefi Doğası Giriş Felsefe, çoğu zaman akademik kurumların duvarları içinde sınırlanmış, soyut ve uzak bir uğraş olarak algılanır. Ancak bu algı,
Çığlıklar ve Fısıltılar (1972), Ingmar Bergman’ın yazıp yönettiği ve 19. yüzyılın sonlarında bir malikanede geçen anlatısıyla, üç kız kardeş (Agnes, Maria ve Karin) ile
Uyandık. Tüm çizgilerin çoktan çizilmiş olduğu bir resimde var olma savaşı veren bizler; istemediğimiz bir bedene, bir tarih zincirinin içine, anlam ve karmaşa sistemine
İlk bölümde buraya kadar modern psikolojinin veya psikiyatrinin toplumsal problemleri nasıl kişisel sorun gibi sunduğunu, ruhsal sıkıntıyı nasıl metalaştırdığını, bireyin herhangi bir uyumsuzluğunu patolojiye
Albert Camus’dan Adiller- Bir Devrimin Kefareti Devrimler değişen dünyanın ayarıdır, tepetaklak olmuş bir dünya ruhuna iki tokat atıp kendine getiren müdavimler onlardır. Ancak hiç
Jacques Lacan, Arendt gibi, 1941-1945 yılında yeryüzünde cehennemi yaratmış olan Nazi Almanya’sının toplama kamplarını yazılarında ve özellikle etik üzerine olan seminerlerinde analizinin merkezine koymuştur.
Kavramların Bize Çizdiği Dünya 18. Yüzyıl düşünürü olan Kant rasyonel ve empirist gelenek arasındaki gerilimi yatıştırmak için geliştirmiş olduğu bilgilerin apriori ve apisteori kökenli
İNTİHAR (Özne’nin yıkımları) -1- İntihar kavramı bir problem değildir, bırakın felsefenin en önemli problemi olmayı, bir “problem” bile değil. Bir gün uyandığında aniden kaburgaların
İnsan, her şeyi sorgulayabilme gücüne sahip ama temellendiremeyecek kadar zayıf bir varlıktır. Bu yüzden bu yazı da dâhil her konuşma, fikir boşluğunu ve boşunalığı
Modern psikoloji ve psikiyatri, artık yalnızca bireyin ruhsal sağlığını ele alan bilimsel alanlar değil, kapitalist üretim ilişkilerinin hizmetine giren ekonomik araçlara dönüşmüştür. Klinik uygulamalar,