İnsan ve Toplumun Felsefi Doğası Giriş Felsefe, çoğu zaman akademik kurumların duvarları içinde sınırlanmış, soyut ve uzak bir uğraş olarak algılanır. Ancak bu algı,
Into The Wıld filminden hatırlayabileceğimiz Christopher McCandless Alaska’nın derinliklerine doğru yolculuğa çıktığında, geride yaşamına dair tüm izleri ortadan kaldırdı. Tüm parasını yaktı, ailesini geride
Bu dünyaya doğmuş olmak; hırçın bir döngüde sürüklenmek, sonu gelmez bir kavganın- bayrakların, söylevlerin, soyların, kütüklerin, kültürlerin kavgasının- tozu dumanı altında kırgın bir maziyle
Eristik; kazanma amacı güden tartışma bilgisidir, yani hakikati aramaktan çok galip gelmeyi hedefleyen bir söylem biçimidir. Diyalektik ise, kökeni “dialegesthai” sözcüğüne dayanan ve karşılıklı
🖋 Lyotard’ in söylemiyle üst değerlerin( Örneğin ahlak sistemleri) yıkılması anlamına gelen Postmodern durum, genellikle Alman İdealizminde Friedrich Wilhelm Nietzsche ile; Fransız Felsefesinde ise Henri Bergson ile özdeşleştirildiğini görürüz. 🖋 Ancak söyleyebiliriz ki, bireyin merkeze
Giriş: İnsan Algısının Yapısal Kusurları ve Sosyal İnşa Bu yazı, insan aklının ve toplumun işleyişini derinden etkileyen üç kritik olguyu, Doğrulama Yanlılığı (Confirmation Bias),
Varlık ile bireyin ilişkisi hakkında sistemli bir inceleme Martin Heidegger tarafından başlatılmıştır. Yazımıza Martin Heidegger’ in in Varlığa bakış açısı ile bakmamız yerinde olacaktır:
Giriş İnsanın evreni anlamlandırma çabası, temel olgular üzerinden şekillenir. Bu olgular, kimi zaman ideal olarak konumlandırılır; insan, varoluşunu kavrayabilmek için bu ideali hedef edinir.
“İnsan bu bedenin, bu koca bebeğin esiri olduğuna inanamıyor. Onu beslemek,yatağa yatırmak ve tuvalete götürmek zorundasın. Daha iyisinin icat edilememiş olmasına inanmak istemiyor insan.
Giriş Teistik geleneklerde Tanrı çoğunlukla “en” olan olarak tanımlanır: en kudretli, en bilge ve her şeyin yaratıcısı. Bu tanım, Tanrı’nın yaratılmamış, ezelî ve mutlak